-
Zamanın Unuttuğu Gölge.
Sis, Kadim Orman’ın üzerine bir tül gibi değil; adeta ağır, ıslak ve diri bir örtü gibi çökmüştü.Güneş ışığı bu ormanın iç kısımlarına ulaşmayı yıllar önce bırakmış gibiydi. Ağaçların her biri göğedoğru fırlayan devasa…
-
Zamanın Durduğu Yer.
Karanlık, kütüphanenin yüksek tavanlı tavan arasına bir sis gibi çökmüştü. Tozlu rafların arasında sadece tek bir gaz lambasının sarı, titrek ışığı dans ediyordu. Melih, elindeki cımbızla cildinin yarıdan fazlası yıpranmış elyazması kitabın sayfalarını…
-
Sen Gerçeksin.
Sokak lambasının sarı, cılız ışığı çalışma masasına süzülüyor; klavyenin mekanik tıkırtıları odadaki tek ses oluyordu. Eren, gözlerini ekrandan bir an bile ayırmadan parmaklarını tuşlar üzerinde koşturmaya devam etti. Karşısındaki pencerede, yapay zekâ sohbet…
-
Boş Bardağın Buğusu.
Sabahın ilk ışıkları, çatı katındaki tek pencereden içeri sızdığında odanın soğuğu insanın kemiklerine kadar işliyordu. Rıza Amca, nasırlı ellerini ovuşturarak yataktan kalktı. Eskimiş hırkasını omuzlarına attı, mutfak sayılan küçük tezgâha doğru yürüdü. Çaydanlığı…
-
Savananın Derin Gölgesi.
Eren, küçük pırpırlı uçağın dar penceresinden aşağıya bakarken göğsünün ortasında tanıdık bir sıkışma hissetti. Altlarında uzanan devasa coğrafya; kızıl toprağı, kıvrılarak akan Nehirleri ve sonsuzluğa uzanan sarı otlarıyla Afrika’ydı. Kenerya’nın göz alıcı, el…
-
Sesin Bittiği Sahil.
Valiz, odanın ortasında açık bir ağız gibi duruyordu. İçine koyduğu iki kazak, bir çift yıpranmış ayakkabı ve günlüğünden başka hiçbir şey yoktu. Zaten insanın kırk yıla sığdırdığı koca bir hayatı birkaç kumaş parçasına…
-
Sönmeyen Işığın Gölgesi.
Köyün kıyısındaki eski ahşap ev, sis çöktüğünde dünyadan tamamen koparlardı. İhtiyar Kazım, her akşam olduğu gibi gaz lambasını yakıp pencerenin önüne koydu. Bu bir gelenek değil, amansız bir anlaşmanın koşuluydu. Ormanın derinliklerinde, ulu…
-
Kayıp Frekansın Sözlüğü
Işık yılı uzaklıktaki Gliese 667Cc’nin yörüngesinde süzülen Siren gözlem istasyonunda tek bir kuralvardı: Taranan radyo dalgalarında mantıklı bir kalıp bulunursa derhal Dünya’ya iletilecek, anlamsızgürültüler ise sistem belleklerini doldurmaması için silinecekti.Cenker, yedi yıldır o…
-
Gökyüzünün Beyaz Uykusu.
Dünya, saatlerdir aralıksız yağan karın altında kendi sesini unutmuş gibi derin ve sessiz bir uykuya dalmıştı. Gökyüzü, kurşuni renkte ağır bir tül gibi kentin üzerine çökmüş; bulutlar, taşıyamadıkları o devasa beyazlığı parça parça,…
-
Mavi Hatıra.
Sessizlik, kıyametin ilk günü değil, rüzgârın külü sürüklemekten yorulduğu o bininci gün başladı. Rüzgâr estiğinde eski dünyadan geriye kalan tek şey, yüksek binaların paslı demirlerinden çıkan o tiz, ıslık benzeri inlemeydi. Dünya artık…
-
Güzel Bodrum. / Rüzgarın Fısıldadığı Sakinlik. / Mavi Karanlığın Çağrısı
Güzel Bodrum Denizin tuzuyla vaftiz edilmiş beyaz evlerin arasında büyümek, insanın tenine mavi bir sızının kazınması demekti. Benim için Bodrum, dışarıdan gelenlerin üç aylık yaz rüyası değil; taş sokaklarında çocukluğumun diz yaralarını, rüzgarında…
-
Unutma Cezası.
Ağ ağaçların yerini yükselen filtre kulelerinin aldığı, oksijenin yurttaşlık puanına göre gramla dağıtıldığı 2140 İstanbul’unda hava, çürümüş bakır kokuyordu. Sarp, Kadıköy harabelerinin altındaki Nemli Bölge’de yer alan Solunum İdaresi’nin önündeki kuyrukta saatlerdir bekliyordu.…
-
Frekansın Arkasındaki Sessizlik
Frekansın Arkasındaki Sessizlik Dünyanın tüm büyük gözlemevleri, sekiz yüz elli ışık yılı uzaktaki Vega sisteminden gelen ilk dış gezegen sinyalini tespit ettiğinde insanlık tarihinin en görkemli hazırlığı başlamıştı. Yıllarca süren telsiz kodlamaları, matematiksel…
-
Yarının Son Hatırası.
Yarının Son Hatırası. Işıklar kapandığında odada kalan tek ses, eski saatin ritmik tik takları değildi. Duvarın içine gömülmüş bakır pirinç alaşımı halkanın merkezinde yükselen alçak frekanslı vızıltı, havadaki statik elektriği artırıyordu. Arel, masanın…
-
Rüzgârın Oğlu.
Rüzgârın Oğlu. Dört nala fırtına, yelesi rüzgâr, Toprağa mührünü basar gider at. Gözlerinde asil bir yalnızlık var, Ufkun ötesine koşar gider at. Gölgesi ovalar, sesi deryadır, Bastığı her karış yer bir sevdadır. Boyun…
-
Denizden Sonraki Rüzgâr.
Denizden Sonraki Rüzgâr. Eylül akşamüstleri Ege’de zaman, erimiş kehribar gibi ağır ve sıcak akardı. Taş evin terasında, denizden gelen tuzlu rüzgârın zeytin ağaçlarının yapraklarını hışırdatmasını dinliyordun. Masanın üzerinde kurumaya bırakılmış ıslak bir sulu…
-
Sessizliğin Çatlakları
Sessizliğin Çatlakları. Taş ve Tuz. Gümüşlük’ün akşamüstü rüzgârı, denizden getirdiği yoğun tuz kokusunu eski taş evin avlusuna taşırken, ahşap panjurların kurumuş boyaları hafifçe gıcırdıyordu. Arda, elindeki eski demir anahtarı kilitte iki kez döndürdü.…
-
ÇOĞUNLUĞUN KURDUĞU DÜNYA
Adamın diğerlerinden farklı olduğu daha okula gitmeden anlaşılmıştı. Çocukkenuzatılan her ele, her nesneye sol eliyle karşılık veriyordu. Yemek yerken sol elini kullanmasıbüyükannesi tarafından hiç hoş karşılanmamıştı. Fakat ebeveynleri onun daha serbest birortamda yetişmesini…
-
Gömülen Şeyler Ölmez.
Gece yarısı saat üçte çalan telefonlar asla iyi bir haber getirmezdi. Özellikle de telefon hatlarınınsekiz yıl önce fırtınada kopup bir daha hiç tamir edilmediği kasabalarda.Ahizeyi kaldırdığımda kulağıma dolan ilk şey cızırtı değildi; ıslak,…
-
DURUM YAZISI
Sessizliğin sesi vardı. Rüzgarın uğultusu sinesine çekilir buradadır yerim dedi. Korku dolu, soğuk, başıboş, çaresiz ve ürkekti; esen rüzgar ancak direnmekteydi bulunmak istediği yer konusunda. Bakışlarında bile vardı yalnızlığı, hatta tam karşısında hiç…