Sönmeyen Işığın Gölgesi.
Köyün kıyısındaki eski ahşap ev, sis çöktüğünde dünyadan tamamen koparlardı. İhtiyar Kazım, her akşam olduğu gibi gaz lambasını yakıp pencerenin önüne koydu. Bu bir gelenek değil, amansız bir anlaşmanın koşuluydu.
Ormanın derinliklerinde, ulu çamların arkasında yaşayan “Gölge” adında bir yaratık vardı. İnsanlar ona canavar derdi; devasa boyutu, karanlıkta parlayan kehribar gözleri ve toprağı sarsan adımlarıyla vadideki tek korku kaynağıydı. Ancak Kazım bilirdi ki, bu yaratık acımasızlığından değil, yalnızlığından yırtıcıydı. Yıllar önce bir fırtına gecesinde, ayağı kayalıkların arasına sıkışmış yaratığa yardım eden tek kişi Kazım’dı. O geceden beri aralarında sessiz, sözsüz bir bağ kurulmuştu.
Kazım’ın yaktığı o küçük gaz lambası, yaratık için “sınır” demekti. Işık yandığı sürece köye yaklaşmaz, köyü diğer yırtıcılardan korur, fırtınalı gecelerde uzaktan gürültülü sesiyle uyarı verirdi. Yıllar boyunca bu ışık, insanlarla canavar arasındaki gizli barışın simgesi oldu.
Ancak bir sonbahar akşamı, Kazım’ın yaşlı yüreği daha fazla dayanamadı. Yatağında sakince son nefesini verirken, masanın üzerindeki gaz lambası da yavaş yavaş titreyerek söndü.
Sis, tepelerden aşağı çökmeye başladı. Işığın söndüğünü gören Gölge, adımlarını köye doğru attı. Ağaçlar yana devriliyor, devasa ayak izleri çamurlu toprakta derin çukurlar açıyordu. Köylüler korkuyla evlerine kapanmış, hayatlarında ilk kez bu kadar yakınlarına gelen yaratığın kükremesini bekliyorlardı.
Gölge, Kazım’ın evinin önüne kadar geldi. Kocaman, karanlık gövdesiyle pencerenin önünde durdu. İçerideki sessizliği ve sönmüş lambayı kokladı. Yıllardır onu selamlayan o sıcak ışık yoktu.
Canavar, köye saldırmadı. Evleri yıkmadı. Sadece Kazım’ın penceresine doğru eğildi, uzun ve hüzünlü bir nefes bıraktı. Ardından, kulübenin hemen yanındaki dev ahşap çiti söküp evin etrafını koruyacak şekilde toprağa sapladı. Dostunun son yuvasını, dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı koruma altına alıyordu.
Sonra yavaşça arkasını döndü, sisin içinde kayboldu. Köylüler o geceden sonra canavarı bir daha hiç görmediler. Ancak ne zaman vadiye koyu bir sis çökse, Kazım’ın kulübesinin etrafında devasa adımların bıraktığı koruyucu bir sessizlik hakim olurdu.


