Görünmeyen Salıncak.
Duvarları grileşmiş bir odanın köşe başındayım,
Zaman, cebimde unuttuğum buruşuk bir bilet.
Şakaklarıma yağan karı tebessümle siliyorum,
Ama göğsümün sol tarafında bitmeyen bir heves.
Sokak lambaları yanınca eve koşma telaşı,
Dizdeki yara izinde saklı duran o gurur…
Ağır adımlarla yürüdüğüm bu kalabalık şehirde,
Bir çocuk, elimden tutup beni geriye çağırır.
Hâlâ yağmur yağarken camlara yüzünü yaslayan,
Kırılan oyuncağına değil, hayallerine ağlayan…
Büyümeyi uslu durmak sanan bir yetişkinin ortasında,
O içerdeki çocuktur ruhumu taze tutan, ayaklandıran.
Unutmadım gökyüzünün sadece mavi olmadığını,
Bir avuç bilyede gizlenen koca bir evreni.
Sustursa da dünya bazen gürültülü sesiyle,
O fısıldar kalbime: “Sakın unutma beni.”


