Otuz Altı Yaş.
Zamansız bir eşikte durur insan,
Otuz altı yılın yorgunluğu ve dinginliğiyle.
Arkasında bıraktığı dünün telaşlı adımları,
Önünde uzanan daha sakin, daha derin bir deniz.
Artık ne fırtınalara kırılır kolay kolay kalbin,
Ne de sahte baharlara aldanır bakışların.
Azalır kalabalıklar etrafında,
Önemli olanın “çok” değil, “gerçek” olduğunu anlarsın.
Yüzünde zamanın tebessüm eden ince izleri,
Zihninde kelimelerle örülmüş kocaman bir dünya…
Kaybettiklerine yas tutmaz artık ruhun,
Kazanılan her ana, her hikâyeye bir teşekkür bırakır.
Otuz altı; ne çok aceleci ne de çok geç bir yaş…
Tam ortasında durup hayatı anlamanın,
Kendi sesini dinlemenin,
Ve en çok da kendini olduğu gibi sevmenin yaşı.
Yeniden başlamak için geç değil hiç bir şey,
Kalemin ucunda hâlâ söylenmemiş binlerce cümle var.
Otuz altı, geçmişin gururuyla,
Geleceğin umuduna atılan en olgun adım kadar güzel..


