2026,  2026 EKİM

Zamanın Durduğu Yer.

Karanlık, kütüphanenin yüksek tavanlı tavan arasına bir sis gibi çökmüştü. Tozlu rafların arasında sadece tek bir gaz lambasının sarı, titrek ışığı dans ediyordu.

Melih, elindeki cımbızla cildinin yarıdan fazlası yıpranmış elyazması kitabın sayfalarını dikkatle araladı. Yıllardır Sahaf Sokağı’nın unutulmuş bir köşesinde saklanan bu 18. yüzyıl seyahatnamesi, sıradan bir hatırat gibi görünse de Melih onun satır aralarındaki şifreyi çözmeyi başarmıştı. Kitabın kalın, meşin kapağının derisi altına gizlenmiş bir harita kırıntısı ve kurşun kalemle düşülmüş tek bir not vardı:

“Hazine, toprağın altında değil; zamanın ve suyun durduğu yerdedir. Üç kemer birleştiğinde, karanlık ışığa teslim olur.”

Melih haftalardır bu halkanın son parçasını arıyordu. Unutulmuş bir Osmanlı çeşmesinin altında, Bizans dönemine ait kayıp bir kentin ve o kente saklanan paha biçilmez kutsal emanetler ile antika sikkelerin izini sürüyordu. Ancak harita eksikti; son koordinatı gösteren kısım yırtılmıştı.

Derken, masanın üzerindeki haritanın yanına bir gölge düştü.

“Eksik parçayı bulmamı ister misin Melih?”

Melih hızla başını kaldırdı. Kapıda, ıslak pardösüsü ve elindeki pirinç kaplama eski feneriyle Selim duruyordu. Eski bir arkeolog ve Melih’in yıllardır hem en yakın dostu hem de en dişli rakibi olan Selim, cebinden yıpranmış, sararmış bir kâğıt parçası çıkardı. Bu, haritanın tam da eksik olan köşesiydi.

“Bunu nereden buldun?” diye sordu Melih, şaşkınlığını gizleyemeyerek.

“Tarih, sadece kitaplarda saklanmaz Melih; bazen bir sahafın en alt çekmecesindeki unutulmuş bir mektupta bekler,” dedi Selim gülümsüyerek. “Tek başıma gitmeyeceğim. Bu hazine ikimizin de çocukluk hayaliydi. Ya birlikte çözeriz ya da bu kâğıt parçası burada yanar.”

İki dost, saatin gece yarısını vurmasıyla birlikte yola çıktılar. Haritadaki işaretler onları şehrin altındaki eski su sarnıçlarına, yer altı tünellerine götürüyordu. Girişi kapatılmış, üzeri çalılarla örtülmüş tarihi bir dehlizin kapısına geldiklerinde vakit sabaha karşı üçü gösteriyordu.

Taş merdivenlerden aşağıya, rutubet ve yüzyıllık sessizliğin hüküm sürdüğü yere indiler. Meşalelerin ışığı, sarkıtlarla kaplı devasa sütunları aydınlatıyordu. Haritadaki şifre zihinlerinde yankılandı: “Üç kemer birleştiğinde…”

Dehlizin derinliklerinde, tam üç farklı su kemerinin kesiştiği devasa bir kubbenin altına ulaştılar. Ortada, üzeri yosun tutmuş taş bir muhafaza duruyordu. Melih, haritadaki çizime bakarak taşın üzerindeki kabartma motifleri inceledi. Üç farklı kemerden gelen gölgelerin tam ortasında duran yuvarlak bir girinti vardı.

Selim, fenerinin ışığını o girintiye tuttu. Melih, cebinden çıkardığı pirinç anahtarı girintiye yerleştirip saat yönünde çevirdi.

Mekanik bir gıcırtı koparak derinlerden gürledi. Taş muhafaza ağır ağır ikiye ayrıldı. İçeride; çürümeye yüz tutmuş ahşap bir sandığın içinde, ışığı yansıtarak göz alan altın sikkeler, zümrüt işlemeli bir mühür ve hepsinden önemlisi, tarihin akışını değiştirecek kadar eski rollolara sarılı yazıtlar duruyordu.

Selim nefesini tuttu. “Sadece altın değil… Bu yazıtlar, kayıp bir dönemin tüm hafızası.”

Melih parmaklarını altın sikkelerin ve kadim tomarların üzerinde gezdirdi. Yıllardır sürdürdükleri kovalamaca, gecelerce süren uykusuzluk ve unutulmuş ipuçlarının takibi nihayet son bulmuştu. Ama o an anladı ki; asıl hazine sadece o sandığın içindeki altınlar değil, bilinmeyenin peşinde geçirdikleri o tutku dolu yolculuğun kendisiydi.

“Bunu tarihe geri kazandırma vakti geldi,” dedi Melih dostuna bakarak.

Selim gülümsedi. “Önce buradan çıkaralım. Sonra… bir sonraki haritayı nereden bulacağımıza bakarız.”

Yeraltının karanlığında, kazandıkları zaferin ışığıyla iki dost sandığı kaldırdılar. Şehrin altında yüzyıllardır uyuyan sır, artık yeniden gün yüzüne çıkıyordu.

26 Aralık 1990 tarihinde İzmir’de doğdu. İlköğrenimini Fatih Koleji’nde, lise eğitimini ise İnönü Lisesi’nde tamamladı. Ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Habercilik alanından 12 Haziran 2015 tarihinde mezun oldu. Çok iyi derecede İngilizce ve başlangıç düzeyinde İspanyolca bilmektedir. Eğitim hayatının ardından uluslararası geçerliliğe sahip TESOL ve Teaching Practice sertifikalarını alarak profesyonel olarak İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı. Kurgu dünyasına ve edebiyata duyduğu derin tutkuyla erken yaşlarda yazmaya başladı. Türkçe ve İngilizce dillerinde roman, hikaye ve şiirler kaleme alan yazar, aynı zamanda İngilizceden Türkçeye edebi çeviriler yapmaktadır. Edebi çalışmalarını halen İzmir’de sürdürmektedir.