Tırnakları Kırık Gölge.
“Vampir” diyorlar bana köşe başındaki aynasız berberde,
Adım fısıldanıyor vitrin camlarına, paslı kilitlere.
Ne asırlık bir şatom var ne de kadife pelerinim;
Gece yarısı ekspresinde, üçüncü kompartımanda bir vampir.
Sivri dişlerimi saklarım tütün kokan nefesimle,
Kan değil aradığım, zamana direnen o sıcak nabız.
Sokak lambaları birer birer sönerken caddede,
Adımlarımı sayar karanlık, bir, iki, üç…
Vampir: Geceye mahkûm, ışığa yabancı,
Gündüzün gürültüsünde bir hayalet kadar yalnız.
Isırdığım yer ölümsüzlük değil artık,
Unutulmuş bir kentin en tenha durağı.
“Korkma,” diyorum tırnakları kırık gölgeme,
“Sen bu hikâyenin ne ilkisin ne de son vampiri.”
Güneş doğmadan kapanır perdeler,
Bir damla kızıllık kalır bardakta, bir de gecenin izi.


