Sarı Tramvaylar ve Sen
Alfama’nın dar, dik yokuşlarında,
Sarı bir tramvayın gürültüsünde aradım seni.
Taş sokaklarda çınlayan her adım sesinde,
Dönüp arkama baktım, yoktun.
Tejo Nehri’ne düştü akşamın gri gölgesi,
Rüzgâr, Fado şarkıları fısıldadı kulaklarıma;
Kırık, hüznü bol, bir o kadar da çaresiz…
Sordum seni açılan tüm ahşap pencerelere,
Sordum denize bakan o yalnız meydanlara.
Belém Kulesi’nin sulara değdiği yerde,
Belki bir gölge, belki bir tebessüm kalmıştır dedim.
Şehrin üstüne çöken o nemli serinlikte,
Yine kendi yalnızlığıma sarıldım akşamüstü.
Kaybolmuşum meğer bu yabancı caddelerde;
Lizbon baştan başa seninle doluydu da,
Ben bir tek sende bulamadım seni.


