Pamuk Aşk
Yolun sonundaki otobüs durağındaydım.
Kulaklıkta Rana Türkyılmaz’dan “Hayvan” çalıyordu.
Bir an seni gördüm, gözlerime inanamadım.
Güneş saçlarından ellerini çekmişti sanki.
Pespembe saçların vardı.
Pamuk şeker gibiydin sanki.
İçimdeki uğultuları kuşlar duyuyordu.
Hâlim tamamen perişandı, biraz da yorgundum.
Beni görme diye ellerimi karanlığa sakladım.
Dayanamadım, yakışmış diye bildim.
Ama içimden şu mısralar duyulmuyordu:
İlk yediğim pamuk şeker gibisin.
Yüreğimin ilk pamuk şekeri olmaya ne dersin?
Yanına oturma cesaretini gösterebildim.
Yol bitmesin diye bildiğim tüm tanrılara dua ettim.
Pespembe kaşlarınla gözlerimi sevdin.
O an konuşmayı yeni öğrenen bir çocuk gibiydim.
Sanki yüreğinle yüreğime güldün,
“Görüşürüz.” dedin.
Sustum, diyemedim:
”Yüreğimin ilk pamuk şekeri olmaya ne dersin?


