2026,  2026 EYLÜL

Yarının Son Hatırası.

Yarının Son Hatırası.

Işıklar kapandığında odada kalan tek ses, eski saatin ritmik tik takları değildi. Duvarın içine gömülmüş bakır pirinç alaşımı halkanın merkezinde yükselen alçak frekanslı vızıltı, havadaki statik elektriği artırıyordu.

Arel, masanın üzerindeki son kâğıdı katlayıp cebine koydu. Üzerinde sadece tek bir tarih yazılıydı: 14 Ekim 2018.

Aylardır bu anı planlıyordu. Mekânı, zamanı, atmosferi ve en önemlisi söylemeyeceği sözleri… Zamanda yolculuk kuramları üzerine ömrünü harcamış biri olarak, geçmişi değiştirmenin yaratacağı paradoksları herkes kadar iyi biliyordu. Bir kelebek kanadının yaratacağı kasırga hikâyelerini onlarca kez okumuş, öğrencilerine anlatmıştı. Ama teori, göğsündeki o geçmeyen düğümü çözmeye yetmiyordu.

Geçmişi değiştirmeyecekti. Sadece o günü, o son beş dakikayı yeniden yaşayacaktı. Sesini bir kez daha duymak, kokusunu son bir defa içine çekmek için.

Mekanizmayı çalıştırdı. Pirinç halkanın etrafındaki hava önce büküldü, ardından zifiri bir karanlık odayı kapladı. Zihninde oluşan o ani çekilme hissi, birkaç saniye içinde yerini sert bir rüzgâra bıraktı.

Gözlerini açtığında kendisini bir tren garının soğuk bankında buldu. Sonbaharın yaprakları etrafa saçılmıştı. Gökyüzü griydi; tam hatırladığı gibi.

Bileğindeki saate baktı: 16:42.

Trenin kalkmasına tam sekiz dakika vardı.

İleride, yürüyen kalabalığın arasında onu gördü. Sarı trençkotu, hafifçe rüzgârda savrulan saçları ve elinde sıkıca tuttuğu o kahverengi deri bavul… Leyla.

Arel’in nefesi kesildi. Yıllardır zihnindeki soluk fotoğraflardan hatırlamaya çalıştığı yüz, şimdi birkaç metre ötesinde, yaşayan, nefes alan bir gerçeklikti.

Arel ayağa kalktı. Ona doğru adım atmak, “Gitme” demek istedi. Ama yapamazdı. Trenin kalkması, o yolculuğun gerçekleşmesi gerekiyordu. Tarihin akışını bozmak, Leyla’nın varlığını tümden riske atmak demekti. O gün oraya gitmiş ve gitmeliydi.

Yavaşça arkasından yaklaştı. Aralarındaki mesafe bir adıma düştüğünde durdu.

Leyla, cebinden bir mendil çıkarmak için çantasını karıştırırken elinden küçük, mavi kaplı bir not defteri düştü. Bankın kenarına yuvarlandı.

Arel eğildi, defteri aldı. Parmakları deftere dokunduğunda hissettiği sıcaklık, zamanın tüm soğukluğunu yok etti.

“Şey… Sanırım bunu düşürdünüz,” dedi Arel. Sesi, kendi kulağına bile uzak bir diyardan geliyormuş gibi yabancı gelmişti.

Leyla arkasını döndü. Göz göze geldiler.

Leyla’nın yüzünde hafif bir tebessüm belirdi. “Çok teşekkür ederim, fark etmemişim,” dedi. Defteri almak için elini uzattı.

Parmakları birkaç saniyeliğine birbirine temas etti. O an Arel için evren durdu. Gelecekte geçen pişmanlık dolu yıllar, kuramsal hesaplamalar, yalnız geceler… Hepsi bu tek bir anın içinde eriyip gitti.

26 Aralık 1990 tarihinde İzmir’de doğdu. İlköğrenimini Fatih Koleji’nde, lise eğitimini ise İnönü Lisesi’nde tamamladı. Ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Habercilik alanından 12 Haziran 2015 tarihinde mezun oldu. Çok iyi derecede İngilizce ve başlangıç düzeyinde İspanyolca bilmektedir. Eğitim hayatının ardından uluslararası geçerliliğe sahip TESOL ve Teaching Practice sertifikalarını alarak profesyonel olarak İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı. Kurgu dünyasına ve edebiyata duyduğu derin tutkuyla erken yaşlarda yazmaya başladı. Türkçe ve İngilizce dillerinde roman, hikaye ve şiirler kaleme alan yazar, aynı zamanda İngilizceden Türkçeye edebi çeviriler yapmaktadır. Edebi çalışmalarını halen İzmir’de sürdürmektedir.