UYUT BENİ
Geceyi sallıyorsun ayakların üstünde Kırık aynalardan hallice, keskin yarım Kan revan içinde Ölüm sessizliğine dayanamıyorum Kilimler doku tekrar gönül sarayıma Ya da hülyalarıma dokun hırsız edasıyla sinsice Bu vakit nefes aldırıyorsun bitkilere Bir büyük arzu yığını yuvarlanıyor başımda çığ olup Sana doğru akıyor bilmem sana değer mi Zirvelerin görkemi bilmem seni geçer mi Esip gürleyen Nil bilmem şimdi diner mi Cellat, bir gülü dikeni var diye bekler mi Şimdi dolaşıp saçının tellerinde Elimde oyuncağım, uyut beni Şimdi eser de bir rüzgâr savrulan perçemin Elimde yıldızlarım, uyut beni Bilmem bir ses beni neden böyle tatlı eder Bilmem bu canavar kime minnet eder Bilmem bu ölüm sessizliği neden son ses bağırır kulağımıza Fezadan bir sis çökerse damarlarına uyut beni Saçlarını hamak yapıp sonra uyut beni Sokakların munzurluğundan, kaldırımların Dinginliğine kadar Uzayıp giden ekşimsi bir tat bu Kuşların gagasıyla denizleri dolduracağı uzun bir yol bu Göğün çıldıracağı, zamanın içip içip bayılacağı Tanrının görmezden geleceği bir dem bu Ayın şavkı vurunca pencereye Önce ninniler söyle ,sonra uyut beni Sonra göğsüne yasla, öpüp okşa Anne şefkatiyle doldur içimi, sonra uyut beni Afetler korkutmaz beni, en büyük zarara uğratacak kişi sensin Ölüm vız gelir Sesin bülbül sesiyle karışınca Yıldızlarım bir bir söner, eğer yalnız uyursam Önce döv, sonra sev ve sonra uyut beni Damıt küllerimi savur dağlara sonra uyut beni Dağlarda nöbet tutan eşkıya değilim Soyamam seni tek mücevherin ellerinken Ben avcı değilim, avlamıyorum. membağımdan su içen ceylanı Ben bir şiirim, şairin elinde, aşığın dilinde Şu mukadderat deminde Bir şairim, sen elimde, sen dilimde Önce şiirler yedir, karnımı doyur, sonra uyut beni Sonra üstümü ört, kapıyı ört, uyut beni.
Güney ÇANGA

