2022 HAZİRAN

UYUT BENİ

Geceyi sallıyorsun ayakların üstünde
Kırık aynalardan hallice, keskin yarım
Kan revan içinde
Ölüm sessizliğine dayanamıyorum
Kilimler doku tekrar gönül sarayıma
Ya da hülyalarıma dokun hırsız edasıyla sinsice 
Bu vakit nefes aldırıyorsun bitkilere 
Bir büyük arzu yığını yuvarlanıyor başımda çığ olup 

Sana doğru akıyor bilmem sana değer mi
Zirvelerin görkemi bilmem seni geçer mi
Esip gürleyen Nil bilmem şimdi diner mi
Cellat, bir gülü dikeni var diye bekler mi 

Şimdi dolaşıp saçının tellerinde
Elimde oyuncağım, uyut beni
Şimdi eser de bir rüzgâr savrulan perçemin
Elimde yıldızlarım, uyut beni 

Bilmem bir ses beni neden böyle tatlı eder
Bilmem bu canavar kime minnet eder
Bilmem bu ölüm sessizliği neden son ses bağırır kulağımıza 

Fezadan bir sis çökerse damarlarına  uyut beni
Saçlarını hamak yapıp sonra uyut beni 

Sokakların munzurluğundan, kaldırımların Dinginliğine kadar
Uzayıp giden ekşimsi bir tat bu
Kuşların gagasıyla denizleri dolduracağı uzun bir yol bu
Göğün çıldıracağı, zamanın içip içip bayılacağı
Tanrının görmezden geleceği bir dem bu 

Ayın şavkı vurunca pencereye
Önce ninniler söyle ,sonra uyut beni
Sonra göğsüne yasla, öpüp okşa
Anne şefkatiyle doldur içimi, sonra uyut beni 

Afetler korkutmaz beni, en büyük zarara uğratacak kişi sensin
Ölüm vız gelir
Sesin bülbül sesiyle karışınca
Yıldızlarım bir bir söner, eğer yalnız uyursam 

Önce döv, sonra sev ve sonra uyut beni
Damıt küllerimi savur dağlara  sonra uyut beni 

Dağlarda nöbet tutan eşkıya değilim
Soyamam seni tek mücevherin ellerinken
Ben avcı değilim, avlamıyorum. membağımdan su içen ceylanı
Ben bir şiirim, şairin elinde, aşığın dilinde
Şu mukadderat deminde
Bir şairim, sen elimde, sen dilimde 

Önce şiirler yedir, karnımı doyur, sonra uyut beni
Sonra üstümü ört, kapıyı ört, uyut beni.

Güney ÇANGA