KİRALIK BALKON
İnsan, hele çağımın insanı önce kendine sonra da çevresine öyle yabancılaştı ki buralardan uzaklaştı, uzak diyarlara gitti. Kafası karışmaya başladı. Önce konuşamaz oldu, sonra söyleyemez oldu en sonunda da paylaşmayı unuttu. Sadece onun bunun kızına gelen görücüyü, şunun bunun askere giden oğlunu değil, ekmeğini bölüşmeyi değil, acıyı tatlıyı anlatmayı da unuttu. Bir odada, bir köşede, bazen o köşedeki minik sandalyede, bir yatakta boş duvarlarla göz göze baktı, öylece bakakaldı.
Geçen saniyeler, dakikalar, saatler hepsi ömründen çaldı ama onun için durdu, Saat falan yoktu! Zaman aktı, aktı…O saatler damlaya damlaya göl oldu da kimse farkına varmadı.
Sonra da birden büyüdü insanoğlu o odaya sığamadı, diğer odalara taştı , annesinin hep misafirlere sakladığı salona bile geldi. Çay dedi, çay iyi gelir! Mutfağa girdi çayını demledi.
Balkonlarda, “Ocağın altı açık yemek yanar.” diye önce girmeyen sonra da “Gel iki lafın belini kıralım.” diye içeri atlayan teyzelerden biri bile yoktu aslında. Çayını alıp balkona çıktı, yalnızdı. Halbuki eskiden ne sıcacık havuçlar kekler, buz gibi limonatalar, hoşbeşler vardı. Ama o yalnızdı, yapayalnız.Balkon ona çok geldi, büyük ve anlamsız. Kullanmadığı her şey hemen kullanacağı bir şeye mesela paraya dönüşsün isteyen insan en sonunda odasına döndü. Balkonu da kiraya verdi.
Ayşenur ÜNLÜEL


