ELVA RİMA’YA
Elva Rima, rüzgârın ilk fısıltısıydın,
Düşlerimin en masum sabahıydın.
Yüreğime çizilmiş bir bahardın,
Gözlerin gökyüzüne açılan kapımdı,
Ve ben, o gökyüzünde kayboldum.
Gecelerin yıldızlarına yazdım seni,
Güllerin uykusuna ekledim ismini.
Bir şiir gibi okudum gülüşlerini,
Ellerin ellerime ilk değdiğinde,
Zaman bile durdu, unutuldu her şey.
Elva Rima, sesin bir nehir gibi,
Akıp geçti yıllarımın içinden.
Gözlerin en parlak yıldızdı,
Ve ben gözlerime kazıdım seni,
Kaybolmaz sandığım bir ezgi gibi.
Fakat nehirler bazen kurur,
Güneş bile ışığını çeker bazen.
Anladım, her ilkbahar sürmezmiş,
Ve bahçemde solan çiçekler gibi,
Sen de benden uzaklaştın usulca.
Elva Rima, yağmurların sesini dinliyorum,
Şimdi her damla senden uzak.
Bir zamanlar gülümseyen gözlerin,
Artık anılarda silik bir iz,
Ve ben seni kaybediyorum her gün.
Yıllar geçti, rüzgârlar esti,
Sesin dalgalar gibi kayboldu.
Ne bir mektup bıraktın geriye,
Ne de dönüp baktın arkana,
Sadece gölgeler kaldı bizden.
Beni sensiz yıllara fırlatan kader,
Ellerimden çekip aldı seni.
Şimdi aynalar bile tanımıyor beni,
Bir zamanlar gözlerinle ışıldayan,
O çocuk, çoktan yaşlandı artık.
Elva Rima, belki de böyle olmalıydı,
Bazı sevgiler tamamlanmaz, eksik kalır.
Bazı düşler yarım doğar ve ölür,
Bizim hikâyemiz de yarım kaldı,
Ben de, tamamlamayı bıraktım.
Şimdi gökyüzü başka renklerde,
Rüzgâr başka ezgiler fısıldıyor.
Senin ismini duymayan sokaklarda,
Ben kendimi arıyorum yıllardır,
Ama o eski ben de çoktan gitti.
Elva Rima, artık eski cümleleri kurmuyorum,
Senin için yazdığım şiirler bile soldu.
Yüzünü hatırlamak zorlaştı,
Ellerin ellerimden kayıp gideli,
Ben de eski ben olmaktan vazgeçtim.
Zaman, en acımasız öğretmenmiş,
Ve ben senden çok şeyi öğrendim.
Sevdanı toprağa gömdüm artık,
O bahçede yeni çiçekler açacak,
Ama hiçbirinin adı sen olmayacak.
Elva Rima, son kez yazıyorum sana,
Bu defa, bir veda olsun diye.
Artık rüzgâra başka bir isim fısıldayacağım,
Başka gözlerde, başka baharlarda,
Ve bu defa geri dönmeyeceğim.
Ayşe Naz TEMEL


